|
Nur
Çeşmesi - s.2332 |
İnsanlık bu esası kabul ve onunla âmil olduğu zaman mesut olacaktır."
Hindistan'ın millî rüesasından Sarocni Neyda namındaki büyük kadının Londra'daki Voking camiinde Müslümanlara hitaben irad ettiği ve İslâm mecmuasının 1920 senesinin Kânunusanisi nüshasında intişar eden nutkundan
ba
"İslâm çocukları, tahsillerine Kur'ân'la başlıyorlar. Çünkü Kur'ân, bütün dinî, dünyevî hakikatlerin menbaıdır. Fakat bu mekteplerin yanlarında, yine Kur'ân'ın ilhamiyle, felsefe ve hikmet medreseleri vücut bulmuş, bilâhare bu medreseler, darülfünunlar olmuştur. Bundan dolayıdır ki Afrika'nın bugün bile dünyanın en karanlık noktası tesmiye olunan köşeleri fikrî maddî terakkiler itibariyle muasırı olan Avrupa memleketlerinden çok yüksek bulunuyordu."
Müslümanların asrî medeniyet
üzerindeki
tesiratı hakkında bir nutuk irad eden
H. S. Leader'in beyanatından
ba
"İslâmiyetin intişar ettiği sahalarda milletlerin seviyesini yükseltmek hususundaki büyük himmetlerini nazar-ı dikkate almamak mümkün değildir. Bu din sayesindedir ki Afrika zencileri medeniyetin ruhunu temsil edebilmişler ve aralarında adlî ve medenî idare tesis etmişlerdir. Müslümanlık bu akvam arasında bir hars ve bir medeniyet vücuda getirmiştir. İslâmiyetin istinatgâhı Kur'ân'dır ve bu Kur'ân, bir berat-ı necattır."
Mister Y. Moreyl'in
1922'de Şimal Nicer
hakkındaki irad ettiği nutuktan
ba
"Kur'ân'ın Medine'de nâzil olan âyetleri, İslâm cemiyetini idare eden ve doğru yola sevk eden âyetlerdir."
Stanley Lenpal'in Kur'ân'dan intihaplar adlı eserinden
ba
"Kur'ân, dün olduğu gibi, bugün de mütemadiyen mütezayit insan kütlelerinden sadakat ve teslimiyetle karşılanmaktadır. Kur'ân, putperestlik aleyhinde müttehid bir cephe vücuda getirmiştir."
J. T. Batani'nin Müslümanlık ve Akdeniz Diyanetleri adlı eserinden
ba
"Müslümanları medeniyet, hendese, hey'et, mimarî, sanayi-i nefise ve felsefeyi inkişafa sevk eden zaferler, ancak Kur'ân'ın insanları birleştirerek onları fazl-ı irfan servetini elde etmeye sevk etmesinden ileri gelmektedir."
İngiltere'nin en büyük
mütefekkir ve muharrirlerinden
H. G. Wells
ba
"Müslümanların dini, Kur'ân dinidir. Bu din, müsâlemet, emniyet ve huzur dinidir."
Piskopos Volter Meron'un
Müsalemete En Doğru Yol adı ile Petersburg kilisesindeirad ettiği
konferanstan
ba
"Kur'ân'da siyasî riyakârlığı zerre kadar ifade eden hiçbir kelime yoktur. Vest Minister gazetesinin pek haklı olarak söylediği veçhile, şarkta müstebit hükümdarları ve cebbarları zulüm ve ceberuttan men'eden birşey varsa o da onların karşılarında korkusuz ve lekesiz bir mürşidin okuduğu bir Kur'ân âyetidir."
Ud Frey Hicts
ba
"Kur'ân, ihraz ettiği neticeler ve en muktedir iyi insanların dimağları üzerinde icra ettiği tesirlerle muhakeme olunduğu zaman dünyanın en mukadde ve en mükemmel kitabı olduğu anlaşılır."
Leonard'ın İslâmiyet
ve
Ahlâkî ve Ruhanî Kıymeti
eserinden
ba
"Kur'ân'ın kadir ve kıymetini, azametini, faziletini ve birçok nokta-i nazarlardan güzelliğini inkâr etmek akıl ve mantıktan mahrum olmak olur."
Londra'da intişar eden
Near East (Şark-ı Karip)
mecmuasının 13 Nisan 1922
tarihli nüshası
ba
"Son bin üç yüz senelik buhranlar ve ihtilâller içinde Kur'ân Türklerin, İranlıların ve Müslüman Hintlilerin kitabı olarak payidar olmuştur."
Edwar Denison Rose'un
Sel'in Kur'ân tercümesinin
son tab'ına yazdığı mukaddemeden
ba