|
|
Nur Çeşmesi - s.2330 |
hükmünde olmuş olduğundan bu, Risale-i Nur Müellifi Said Nur adlı esere ilhakı münasip olur.
Çünkü;
yani, fazilet odur ki, düşmanlar da onu tasdik
etsin. Mezkûr ilânatın aynısı naklediliyor:
O derece ki, bugünkü medenî cemiyetler, Kur'ân'ın yüksek hakikatlerini, yüksek terakki ve medeniyet düsturlarını tatbik edebilecek seviyeye henüz erişememişlerdir. Bu büyük hakikatı meşhur İngiliz mütefekkiri Bernard Shaw şöyle ifade etmişti:
"Demokrasiyi en ileri götüren millet İngilizlerdir. Bunun daha ötesi Müslümanlıktır."
Prens Bismarck da şöyle demişti:
"Ben Kur'ân'ı her cihetten tetkik ettim. Her kelimesinde büyük hakikatler gördüm. Sana muasır bir vücut olmadığımdan dolayı müteessirim ey Muhammed!"
ba
Bu da Kur'ân mütercimi Doktor Maurice'in sözüdür:
"Bizans Hıristiyanlarını içine düştükleri bâtıl itikatlar giryesinden ancak Arabistan'ın Hira dağından yükselen ses kurtarabilmiştir."
"Kur'ân, hikmet-i ezeliyenin inayet ile insana bahşettiği kütüb-ü semaviyenin en güzelidir. Beşerin refahı nokta-i nazarından, Kur'ân'ın beyanatı, Yunan felsefesinin ifadatından pek ulvidir. Kur'ân'ın hergün daha fazla tecelli etmekte olan güzellikleri, hergün daha fazla anlaşılan, fakat bitmeyen esrarı vardır."
ba
Bunlar da Garbın en benam mütefekkir ve âlimlerinin sözleridir:
"Kur'ân serapa samimiyet ve hakkaniyetle doludur. Hazret-i Muhammed'in tebliğ ettiği dâvet, hak ve hakikattir."
Caryle
"Kur'ân'ın nazarında satvetli bir hükümdarla zavallı bir fakir arasında fark yoktur. Bu gibi esaslarla öyle bir teşri vücuda gelmiştir ki dünyada bir naziri yoktur. Müslümanlık, bugünkü inkişafı fikrimizin seviyesinden daha yüksek bir dindir."
Meşhur İngiliz muhabiri Edward
Gibbon'nun
Roma İmparatorluğunun İnhitat ve Sukutu eserinden
ba
"Hâlikın hukuku ile mahlûkun hukuku ancak Müslümanlık tarafından tarif olunmuştur."
Marmadüce
ba
"Yeni keşfiyat, yahut ilim ve irfanın yardımıyla hallolunan, yahut halline uğraşılan mesail arasında bir mesele yoktur ki İslâmiyetin esaslarıyla taarruz etsin. Kur'ân-ı Kerim ve talimi ile kavanin-i tabiiye arasında bir âhenk görülmektedir."
Levazaune
ba
"Kur'ân, ahlâk ve felsefenin bütün esasatını camidir."
Müsteşrik Sedio
ba
"Kur'ân öyle bir sestir ki onu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlar. Bu sesin tebliğ ettiği din, imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir."
Doktor Johnson
ba
"Kur'ân'ın ulviyeti, onun cihanşümul hakikatindedir."
Carlyle
ba
"Kur'ân, akaid ve ahlâkın insanlara hidayet ve hayatta muvaffakiyet temin eden esasatın mükemmel mecellesidir. Zaman ve mekân itibariyle birbirinden çok uzak, fikrî inkişaf itibariyle birbirinden çok farklı insanlara harikulâde bir hassasiyet ilham eden Kur'ân, muhalefeti istihsana kalb eden Kur'ân, muhtelif kavimleri medenî bir millet haline getiren Kur'ân, en şayan-ı hayret eser tanınmaya lâyıktır. Kur'ân, beşerin mukadderatıyla meşgul âlimler için, tetebbua şayan en faydalı mevzu sayılır."
Meşhur İngiliz âlimi Doktor Steingas
ba
"Kur'ân bizatihi daimî bir mucizedir. Bir mucize ki ölüleri diriltmekten daha çok yüksektir. Bu mukaddes kitabın ta kendisi, menşeinin semavî olduğunu isbata kâfidir."
Kur'ân'ın münekkid ve mütercimi Corselle
ba
"Kur'ân, muzaffer cumhuriyetler vücuda getirmeye hâdim olacak esasları muhtevidir. Kur'ân sayesinde Müslümanlar devletler kurmuşlar, muazzam şehirler inşa etmişler; Avrupa'yı titreten bir azamet ve haşmet ihraz etmişlerdir."
İngiltere'nin en mutaassıp papazlarından
G. M. Rodwell
ba