|
Tarihçe-i
Hayat - Isparta Hayatı - s.2222 |
müthiş bir suikast eseri olduğu gibi,
İslâmiyete ve vatana hizmete niyet eden ve müthiş haricî tahribata karşı cephe
alan dindar meb'uslar ve demokratlara dahi büyük bir suikasttır. Dindar
meb'uslar dikkat etsinler, bu dehşetli suikasta karşı müdafaada beni yalnız
bırakmasınlar.HAŞİYE
Ey mübarek müşfik ve muazzez Üstadımız Hazretleri,
Bu acip madde ve dinsizlik asrında, nazarlar
kısalmış; kalbler, fenalıklar ve kötülüklerle dolmuş. Yalnız ve yalnız,
Kur'ân-ı Hakîmin bu zamandaki en hakikî ve kat'î tereşşuhatı olan Risale-i Nur,
o kısalmış nazarları, âdeta maddenin ruhuna nüfuz ettiriyor; o kötü kalblerin
zindan gibi karanlık olan içini, nurla dolduruyor. Bunun için, bu asra
"Nur asrı" denmesi münasiptir. .......
Risale-i Nur, beşeriyetin bu tamiri imkân
olmayan yarasını uhrevî ilâçlarla tedavi ediyor.
Risale-i Nur ve onun harika müellifi siz
mübarek Üstadımız, binlerce münevver gence halâskârlık vazifenizi yapmış ve
yapmaktasınız. Bunun böyle olduğuna imanları kurtarılan bu âcizler canlı
şahitleriz. Bu dehşetli asırda, materyalizmi, maddeciliği temelinden yıkan,
mason ve komünistlerin bâtıl ideolojilerini bütün ilim ve idrak muvacehesinde
zîr ü zeber eden Risale-i Nur, okuyucularına-bu asrın talihli insanlarına-bu
dünya ile, hattâ kâinatla bile değişilmez âb-ı hayatı, ebedîlik suyunu, yani
beka âleminin bileti olan imanı bahşediyor.
Ey aziz ve mübarek Üstadımız! Bu kadar
kıymetli bir hediyeyi bizlere veren siz Üstadımıza ne kadar hürmet ve muhabbet
beslesek azdır. Siz kurtarıcı Üstadımızla Risale-i Nur talebeleri arasındaki
bağ, ebedî bir bağlılıktır. Bunu hiçbir kuvvet çözemez. Hürmetle mübarek
ellerinizden öper, dualarınızı beklerim.
Üniversite
Nur talebeleri namına Siyasal Bilgiler Fakültesinden Ahmet Atak
ba
Bu mektup Samsun'da münteşir Büyük Cihad
gazetesinde intişar etmiştir.[1]
ba
Üstad Said Nursî'nin Isparta'da
ikametleri
1953 senesi yaz aylarında Üstad Emirdağından
Isparta'ya geldi. Isparta'da pek çok sadık talebeleri vardı. Daha evvel
gönderdiği mektuplarında Isparta'yı taşıyla, toprağıyla mübarek olarak tavsif
ediyor ve Risale-i Nur'un zuhuru ve intişarıyla vücut bulan mânevî hayatının
idamesine en kuvvetli medar Isparta olduğunu beyan buyuruyordu. Filhakika,
Isparta, Üstadın bu iltifatına lâyık olduğunu uzun senelerdeki hâdiselerin
şehadetiyle ispat etmiş ve göstermiştir. Çünkü, Risale-i Nur'un birinci
medresesi ve telif yeri olan Barla, Isparta'nın bir nahiyesidir. Risale-i
Nur'un büyük mecmuaları burada telif edilmiştir.
Risale-i Nur'u binler kalemlerle en korkulu
zamanlarda yazıp neşredenler Isparta ve köylerindeki talebelerdir. Misal olarak
Sav köyünü göstermek kâfidir. Üstad Kastamonu'da bulunduğu zaman, Isparta'nın
yalnız Sav köyünde bin kadar kalem senelerce Nurları yazmış, çoğaltılmasında
çalışmıştır.
Her birisi birer vilâyet kadar, belki daha
ziyade Risale-i Nur'a alâka gösteren ve Nurların yayılmasında birer santral misilli
çalışan Nur merkezleri Isparta'dadır. Gül ve Nur fabrikaları ve bunların
etrafında medrese-i Nuriye şakirtleri, Mübarekler Heyeti, hep Isparta vilâyeti
dahilindedir.
HAŞİYE Rus'un Başkumandanı kasten önünden üç defa geçtiği halde
ayağa kalkmayan ve tenezzül etmeyen ve onun idam tehdidine karşı izzet-i
İslâmiyeyi muhafaza için ona başını eğmeyen; İstanbul'u istilâ eden İngiliz
Başkumandanına ve onun vasıtasıyla fetva verenlere karşı, İslâmiyet şerefi
için, idam tehdidine beş para ehemmiyet vermeyen ve "Tükürün zâlimlerin o
hayasız yüzüne!" cümlesiyle ve matbuat lisanıyla karşılayan; ve Mustafa
Kemal'in, elli meb'us içinde hiddetine ehemmiyet vermeyip, "Namaz kılmayan
haindir" diyen ve Divan-ı Harb-i Örfînin dehşetli suallerine karşı,
"Şeriatın tek bir meselesine ruhumu feda etmeye hazırım" deyip
dalkavukluk etmeyen; ve yirmi sekiz sene, gâvurlara benzememek için inzivayı
ihtiyar eden bir İslâm fedaisi ve hakikat-i Kur'âniyenin fedakâr hizmetkârına
maslahatsız, kanunsuz denilse ki: "Sen Yahudi ve Hıristiyan papazlarına
benzeyeceksin; onlar gibi başına şapka giyeceksin; bütün İslâm ulemasının
icmaına muhalefet edeceksin; yoksa ceza vereceğiz" denilse, elbette öyle
herşeyini hakikat-i Kur'âniyeye feda eden bir adam, değil dünyevî hapis veya
ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse, Cehenneme de atılsa,
kat'iyen, yüz ruhu da olsa, bütün tarihçe-i hayatının şahadetiyle, feda edecek!
aba, bu vatan ve dinin gizli düşmanlarının bu eşedd-i zulm-ü nemrudanelerine
karşı, mânevî pek çok kuvveti bulunan bu fedakârın tahammülü ve maddî kuvvetle
ve menfi cihette mukabele etmemesinin hikmeti nedir? İşte bunu, size ve umum
ehl-i vicdana ilân ediyorum ki, yüzde on zındık dinsizin yüzünden doksan mâsuma
zarar gelmemek için, bütün kuvvetiyle dahildeki emniyet ve âsâyişi muhafaza
etmek için, Nur dersleriyle herkesin kalbine bir yasakçı bırakmak için,
Kur'ân-ı Hakîm ona o dersi vermiş. Yoksa, bir günde yirmi sekiz senelik zâlim
düşmanlarımdan intikamımı alabilirim! Onun içindir ki, âsâyişi, mâsumların
hatırı için, muhafaza yolunda haysiyetini, şerefini tahkir edenlere karşı
müdafaa etmiyor ve diyor ki: Ben, değil dünyevî hayatı, lüzum olsa âhiret
hayatımı da millet-i İslâmiye hesabına feda edeceğim. id Nursî