|
Sikke-i
Tasdik-i Gaybî - s.2074 |
Elbette işarettir ki, "Beni yaz." Ve inanmayanlara kendini inandıracak ki yazdırmak istiyor.
Cenab-ı Hakka yüz bin şükür ediyorum ki, bana hem büyük bir teselli, hem
dâvâma büyük bir delil gösterdi. Ve tevafukun beş altı nev'i bize ve
mesleğimize medar-ı imtiyaz ve vesile-i teşvik olarak verilmiş. Ve her
me'yusiyet ve gevşeklik zamanımızda bir kamçı-yı teşvik ve bir keramet-i
hizmet-i Kur'ânîyeye, medar bir tevafuk-u latife imdadımıza yetiştiği gibi bu
defa da yetişti. Evet, kalben gayet alâkadar olduğum kardeşlerimin müfarakat
zamanının pek yakın olduğu bir zamanda ve hapiste yalnız kalacağım bir anda ve
üç ayda yetmiş defa acip bir tarzda bana açılan bir sayfanın kerametini dâvâ
ettiğim ve delilsiz kaldığım bir hengamda Hz. Ali'nin (r.a.) Celcelûtiye
kasidesinin yetmiş defa bila-istisna bana açılan
den
başlayan üç-dört satırda üç-dört kuvvetli emare ve delil vardır ki,
hitab-ı
umumisinde bize hususi bakıyor.
BİRİNCİ EMARE:
fıkrası
hem makam, hem mânâ, hem cifir ve ebced hesabıyla bu nidâ-i umumi-i Alevî de
hususi bir tarzda bu zamana ve Risale-i Nur'a ve Risale-i Nur'un müellifine
bakıyor. Çünkü
cifir
ve ebced hesabıyla bin üç yüz elli üç (1353) senesi zamanını tam gösterdiği ve
o zamanda da Risale-i Nur ve şakirtlerin en korkulu bir zamanıdır ki, altı
satırda yedi defa
kelimelerini
tekrar ediyor
fıkrasındaki
Molla
Said (r.a.)
Molla
Kürd ve Molla Said Bedi' (r.a.) yalnız üç farkla tevafuk sırrıyla gösteriyor.
Ve bu isim sahibi bu hitapta hususi murad olduğuna işaret ediyoruz. Ve
mânâsıyla da bin üç yüz elli üç (1353) senesinin tarihinde bu ism-i Âzamın
hamili yani ism-i Âzamı kendine muhafaza ittihaz eden şahıs demekle, o umumi
hitapta böyle hususi bize bakıyor. Çünkü Lillahilhamd bin üç yüz elli üç (1353)
tarihinde her yirmi dört saatte yüz yetmiş bir defa
olan
ism-i Âzamı okuyorum ve kendimi onunla muhafazaya çalışıyorum. Evet kaside-i
Ercüziye'sinde Sekine tabir ettiği ism-i Âzam ve Celcelûtiye'sinde Süryani ve
Arabî olarak yine müteaddit tarzda
gibi
tabirle beyan ettiği Esma-i Sitte-i Meşhure ki, ism-i Âzamdır. Gösterdiği bin
üç yüz elli üç (1353) tarihindeHAŞİYE yüz yetmiş bir defa Esma-i Sittesi Risale-i Nur müellifinin daimi
virdidir. Ve o yüz yetmiş bir (171) defa okuduğum Esma-i Sitte ile beraber
yetmiş bir (71) âyeti yirmi dört saatte on dokuz defa okuyarak yekûnü bin üç
yüz elli üç (1353) de bin üç yüz kırk bir (1341) eder ki, bu ism-i Âzama bin üç
yüz kırk (1340)'dan beri devam ettiğimin tarihine tevafuk ediyor. Hem bir
defasında on dokuz âyet ism-i Âzam ile beraber on dokuz defa daimi okunur. Ve
âyetlerin tekrâratının hurufatının adedi altı bin altı yüz altmış altı (6666).
Ayât-ı Kur'âniyeye tevafuk ediyor. Sûre-i İhlasın üç Fâtiha-i Şerifenin
tekerrür-ü nuzûlü için iki olsa yine tam tamına tevafuk ediyor.
İKİNCİ EMARE:
satırından
sonra
fıkrası
pek zahir ve kat'i bir surette harb-i umumiyi gösterdiği gibi, harb-i umumide
gayet tehlikeli bir surette harbe iştirak eden bu fakirin en korkunç zamanına
bakar ve teselli eder, "korkma" der. Ve bu umumi hitapta hususi
Risale-i Nur'un başlangıcı olan İşârâtü'l-İ'câz'ın mebde-i telifiyle ve âlem-i
İslâmın en müthiş ve korkulu musibet zamanını mânâsıyla gösterdiği gibi cifir
ve ebced hesabıyla da gösterir. Mânâ ile cifir hesabı ittifak ettiği yerde ima
kuvvetlenip işaret derecesine çıkar. Çünkü
Hicri
bin üç yüz otuz yedi (1337), Rumî iki küsür fark eder. O halde bin üç yüz otuz
dörde (1334) iniyor. O tarihte yalnız tek başımla Rusya'nın şimalinde en
korkulu bir vaziyette ve esaretten firar ettiğimin zamanıdır.
beraber
olsa bin dokuz yüz kırk küsur oluyor ki, Allahü âlem o tarihte diğer bir harbi
umumi çıkmasına işaret etmekle beraber, böyle büyük yekunlerde üç dört farkın
ehemmiyeti olmadığından hem Rumî yerine Arabî bu Miladi tarihine girse beş altı
sene fark ediyor.
HAŞİYE Belki "feyâ" nida ile çağırdığı "hâmili'l-ismillezî celle kadruhu"hesab-ı ebced ve cifir ile bin üç yüz elli dört (1354) eder ki, bu Arabî tarihte Risale-i Nur'un kırktan fazla şakirtlerini ve müellifini imha etmek olanı ile hapishaneye attıkları zamandır ve tevkif ettikleri tarihtir. Bu tarihte bu hitaba tam muhatap olarak yalnız bunlar görünüyorlar. Çünkü vaziyetleri gayet korkulu idi. Halbuki harika olarak selamete çıktılar. Bu fıkrada Hz. Ali (r.a.) diyor: "Tevkkâ bihi kulle'l-umûri tesellemet" Yani ism-i Âzamın bereketiyle herbir tehlikeden selametle kurtulacaksınız. Evet, şükür kurtulduk. Eğer "Ellezî celle"deki iki şeddeli"" lar birer sayılsa bin iki yüz doksan dört (1294) eder ki, o zaman Risale-i Nur müellifinin dünyaya geldiği tarihtir. Ve doksan üç müthiş harbinden tâ harb-i umumiye kadar ve bin üç yüz elli dörde (1354) kadar olan tehlikeli bir zamanda yaşayacaksın. Ve çok tehlikelere düşeceksin fakat korkma, kurutlacaksın diye işaret ediyor.