|
Şuâlar
/ Beşinci Şuâ - s.890 |
Hem müsademe neticesinde emr-i İlâhî ile kıyamet kopar diye bir tevili vardır.
Amma "dâbbetü'l-arz": Kur'ân'da, gayet mücmel bir işaret ve lisan-ı
halinden kısacık bir ifade, bir tekellüm var. Tafsili ise, ben şimdilik, başka
mes'eleler gibi kat'î bir kanaatle bilemiyorum. Yalnız bu kadar diyebilirim: [1]![]()
Nasıl ki kavm-i Firavuna çekirge âfâtı ve bit belâsı ve Kâbe tahribine
çalışan kavm-i Ebrehe'ye ebâbil kuşları musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyanın ve
deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve Ye'cüc ve
Me'cüc'ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfür ve
küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle arzdan bir
hayvan çıkıp musallat olacak, zîr ü zeber edecek. Allahu a'lem, o dâbbe bir
nevidir. Çünkü, gayet büyük birtek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez.
Demek, dehşetli bir taife-i hayvaniye olacak. Belki,
[2]
âyetinin işaretiyle o hayvan, dâbbetü'l-arz denilen ağaç kurtlarıdır ki;
insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına
kadar yerleşecek. Mü'minler iman bereketiyle ve sefahet ve su-i istimalâttan
tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı
konuşturmuş.
ba
Sabık yirmi adet meselelere
bir tetimme olarak
Üç Küçük Meseledir
BİRİNCİ MESELE
Rivayetlerde Hazret-i İsa Aleyhisselama "Mesih" namı verildiği gibi her iki deccala dahi "Mesih" namı verilmiş ve bütün rivayetlerde
denilmiş. Bunun hikmeti ve te'vili nedir?
Elcevap: Allahu a'lem, bunun hikmeti şudur ki: Nasıl ki emr-i İlâhî ile İsa Aleyhisselâm, şeriat-ı Mûseviyede bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyâtı helâl etmiş; aynen öyle de, büyük Deccal, şeytanın iğvâsı ve hükmüyle şeriat-ı İseviyenin ahkâmını kaldırıp Hıristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini idare eden rabıtaları bozarak anarşistliğe ve Ye'cüc ve Me'cüc'e zemin hazır eder. Ve İslâm Deccalı olan "Süfyan" dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desiseleriyle kaldırmaya çalışarak, hayat-ı beşeriyenin maddî ve mânevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nuranî zincirleri çözer, hevesat-ı müteaffine bataklığında birbirine saldırmak için cebrî bir serbestiyet ve ayn-ı istibdat bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki, o vakit o insanlar gayet şiddetli bir istibdattan başka zapt altına alınamaz.
İKİNCİ MESELE
Rivayetlerde, her iki Deccalın harikulâde icraatlarından ve pek fevkalâde iktidarlarından ve heybetlerinden bahsedilmiş. Hattâ bedbaht bir kısım insanlar, onlara bir nevi ulûhiyet isnad eder diye haber verilmiş. Bunun sebebi nedir?
Elcevap: [6]
icraatları büyük ve hârikulâde olması ise: Ekser tahribat ve hevesata sevkiyat
olduğundan, kolayca harikulâde öyle işler yaparlar ki, bir rivayette, "Bir
günleri bir senedir." Yani, bir senede yaptıkları işleri üç yüz senede
yapılmaz denilmiş. Ve iktidarları pek fevkalâde görülmesi ise, dört cihet ve
sebebi var:
Birincisi: İstidrac eseri olarak, müstebidâne olan koca hükûmetlerinde, cesur orduların ve faal milletin kuvvetiyle vukua gelen terakkiyat ve iyilikler haksız olarak onlara isnad edilmesiyle, binler adam kadar bir iktidar onların şahıslarında tevehhüm edilmeye sebep olur.
[1] "Gaybı ancak Allah bilir."
[2] "Asâsını kemirmekte olan bir ağaç kurdu." Sebe' Sûresi, 34:14.
[3] "Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme." Bakara Sûresi, 2:285.
[4] "Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın." Bakara Sûresi, 2:32.
[5] "Mesih Deccalın şerrinden ... Mesih Deccalın şerrinden.
[6] "Hakikati Allah bilir."