|
Lem'alar
/ Sekizinci ve Dokuzuncu Lem'a'lar- s.597 |
Hâşâ, olamaz. Belki, o tevafukatın ucuyla mühim
bir define açılabilir.
Said
Nursî
ba
SEKİZİNCİ LEM'A[3]
Keramet-i
Gavsiye Risalesidir. Sikke-i Tasdik-i Gaybî'de yer almaktadır.
ba
DOKUZUNCU LEM'A

![]()
Bu lem'ayı herkes okumasın.
Vahdetü'l-vücudun ince kusurlarını herkes göremez ve muhtaç değil.
Aziz, sıddık, muhlis, halis kardeşim,
Kardeşimiz Abdülmecid'e ayrı mektup
yazmadığımın sebebi, size yazdığım mektupları kâfi gördüğümdendir ki,
Abdülmecid, benim için Hulûsi'den sonra kıymettar bir kardeşim, bir talebemdir.
Her sabah akşam Hulûsî ile beraber, bazen daha evvel duâmda ismiyle hazır
oluyor. Size yazdığım mektuplardan, evvel Sabri, sonra Hakkı Efendi istifade
ediyorlar. Onlara da ayrı mektup yazmıyorum. Cenâb-ı Hak seni onlara mübarek
büyük bir kardeş yapmış. Sen benim yerime Abdülmecid ile muhabere et, merak
etmesin, Hulûsî'den sonra onu düşünüyorum.
BİRİNCİ SUÂLİNİZ: Cedlerinizden
birisinin imzası "es-Seyyid Muhammed" e dair mahrem sualiniz var.
Kardeşim buna ilmî ve tahkikî ve keşfî cevap
vermek elimde değil. Fakat ben arkadaşlarıma derdim ki: "Hulûsî ne şimdiki
Türklere ve ne de Kürtlere benzemiyor. Bunda başka bir hâsiyet görüyorum."
Arkadaşlarım da beni tasdik ediyordular.
Sırrıyla
"Hulûsî'de büyük bir asâlet tezahürü bir dâd-ı Hakdır" derdik. Hem
kat'iyyen bil ki; Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın iki âli var. Biri: Nesebî
âldir. Biri de Şahs-ı mânevîsi ve nûrânisinin risalet noktasındaki âli var. Bu
ikinci âlde kat'iyyen sen dahil olmakla beraber, birinci âlde dahi delilsiz bir
kanâatim var ki ceddinin imzası sebepsiz değildir.
ba
Aziz kardeşim,
SENİN İKİNCİ SUALİNİN HÜLÂSASI: Muhyiddin-i Arabî demiş: "Rûhun mahlûkıyeti,
inkişâfından ibarettir." O sual ile, benim gibi zayıf bir bîçâreyi,
Muhyiddin-i Arabî gibi müthiş bir hârika-i hakikat, bir dâhiye-i ilm-i esrâra
karşı mübârezeye mecbur ediyorsun. Fakat madem nusûs-u Kur'ân'a istinâden bahse
girişeceğim; ben sinek dahi olsam o kartaldan daha yüksek uçabilirim.