|
Mektubat
/ On Dokuzuncu Mektup - s.420 |
İşte, dua-yı Nebeviyenin bereketine bakınız, "Bârekâllah" deyiniz.
Hem İmam-ı Buharî başta, râviler naklediyorlar ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Urve bin Ebî Ca'de'ye, ticarette kâr ve kazanç için bereketle dua etmiş. Urve diyor ki: "Ben bazı Kûfe çarşısında duruyordum. Bir günde kırk bin kazanıyordum, sonra evime dönüyordum." İmam-ı Buharî der ki: "Toprağı da eline alsa onda bir kazanç bulurdu."[1]
Hem Abdullah ibni Cafer'e kesret-i mal ve bereket için dua etmiş. Hazret-i Abdullah ibni Cafer o derece servet kazanmış ki, o asırda şöhretgir olmuş. O bereket-i dua-yı Nebevî ile hasıl olan serveti kadar, sehâvetle de iştihar etmiş. [2]
Bu neviden çok misaller var. Nümune için bu dört misalle iktifa ediyoruz.
Hem başta İmam-ı Tirmizî haber veriyor ki: Sa'd ibni Ebî Vakkas için
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dua etmiş: [3]
demiş. Sa'd'ın duasının kabulü için dua etmiş. O asırda Sa'd'ın bedduasından
herkes korkuyordu. Duasının kabulü de şöhret buldu.
Hem meşhur Ebu Katâde'ye ferman etmiş:
diye, genç kalmasına dua etmiş. Ebu Katâde yetmiş yaşında vefat ettiği vakit, on beş yaşında bir genç gibi olduğu, nakl-i sahihle[5] şöhret bulmuş.
Hem meşhur şair Nâbiğa'nın kıssa-i meşhuresidir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın yanında bir şiirini okumuş. Şu fıkra:

Yani, "Şerefimiz göğe çıktı; biz daha üstüne çıkmak istiyoruz." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, mülâtafe suretinde ferman etti:
Dedi:
Yani,
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, lâtife olarak dedi: "Gökten öbür
tarafa nereyi istiyorsun ki, şiirinde orayı niyet ediyorsun?" Nâbiğa dedi:
"Göklerin fevkinde Cennete gitmek istiyoruz." Sonra bir mânidar
şiirini daha okudu. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dua etti:
Yani,
"Senin ağzın bozulmasın." İşte, o dua-yı Nebevînin bereketiyle, o
Nâbiğa, yüz yirmi yaşında bir dişi noksan olmadı. Hattâ bazı bir dişi düştüğü
vakit, yerine bir daha geliyordu. [6]
Hem, nakl-i sahihle, İmam-ı Ali için dua etmiş:
Yani,
"Yâ Rab, soğuk ve sıcağın zahmetini ona gösterme." İşte şu dua
bereketiyle, İmam-ı Ali kışta yaz libasını giyerdi, yazda kış libasını giyerdi.
Derdi ki: "O duanın bereketiyle hiçbir soğuk ve sıcağın zahmetini çekmiyorum." [7]
Hem Hazret-i Fatıma için dua etmiş:
Yani, "Açlık elemini ona verme." Hazret-i Fatıma der ki: "O
duadan sonra açlık elemini görmedim." [8]
Hem Tufeyl ibni Amr, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan bir mucize
istedi ki, götürüp kavmine göstersin. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm [9]
demiş. İki gözü ortasında bir nur zuhur etmiş, sonra değneği ucuna naklolmuş.
Bununla "zinnur" diye iştihar bulmuş.
[10]
İşte bu vakıalar ehâdis-i meşhuredendir ki, kat'iyet peydâ etmiştir.
Hem Ebu Hüreyre, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma şekvâ etmiş ki, "Nisyan bana ârız oluyor." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş, bir mendil şeklinde birşey açmış. Sonra, mübarek avucuyla gaibden birşey alır gibi, öyle avucunu oraya boşaltmış.
[1] Buharî, Menâkıb: 28; İbni Mâce, Sadakat: 7; Müsned, 4:375; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:327; Es-Sâ'âtî, el-Fethü'r-Rabbânî, 22:326.
[2] Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:327; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:661; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 5:286; İbni Hacer, el-Metâlibü'l-Âliye, no. 4077, 4078.
[3] "Allahım, onun duasını kabul eyle." Tirmizî, Menâkıb: 27, no. 3751; İbn-i Hibbân, Sahih, no. 12215; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:499; Ebû Naîm, Hilyetü'l-Evliyâ, 1:93, Ebû Naîm, Delâilü'n-Nübüvve, 3:206; el-Elbânî, Mişkâtü'l-Mesâbîh, 3:251, no. 6116; el-Mubârekforî, Tuhfetü'l-Ahvezî, 10:253-254, no. 3835; Ahmed ibni Hanbel, Fedâilü's-Sahâbe, 2:750, no. 1038; İbnü'l-Esîr, Câmi'u'l-Usûl, 10:16, no. 6535.
[4] "Allah yüzünü ak etsin. Allahım, onun tenini ve tüyünü mübarek kıl."
[5] Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:327; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:660; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:128.
[6] Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:661; İbni Hacer, el-İsâbe fî Temyizi's-Sahâbe, no. 8639; el-Askalânî, el-Metâlibü'l-Âliye, no. 4060; İbni Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 6:168.
[7] el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 9:122; Ahmed ibni Hanbel, Fedâilü's-Sahâbe, no. 950; İbni Mâce, Mukaddime: 11, no. 117; Müsned, 1:99, 133; Müsned (tahkik: Ahmed Şâkir), 2:120, no. 1114; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:133.
[8] Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:328; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:134; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 9:203.
[9] "Allahım, onu nurlandır."
[10] Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:328; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:134; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:662.