|
Mektubat
/ On Dokuzuncu Mektup - s.410 |
Sonra emretti, yine yerine gitti.[1]
İşte, bu sekiz misal gibi çok misaller var; çok tariklerle nakledilmişler. Malûmdur ki, yedi sekiz urgan toplansa, kuvvetli bir halat olur. Binaenaleyh, şu en meşhur sıddıkîn-i Sahabeden böyle müteaddit tariklerle ihbar edilen şu mucize-i şeceriye, elbette tevatür-ü mânevî kuvvetindedir, belki tevatür-ü hakikîdir. Zaten Sahabeden sonra Tâbiînin eline geçtiği vakit, tevatür suretini alır. Hususan Buharî, Müslim, İbni Hibban, Tirmizî gibi kütüb-ü sahiha, tâ zaman-ı Sahabeye kadar, o yolu o kadar sağlam yapmışlar ve tutmuşlar ki, meselâ Buharî'de görmek, aynı Sahabeden işitmek gibidir.
Acaba, o Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma ağaçlar, misallerde göründüğü gibi, onu tanıyıp, risaletini tasdik edip, ona selâm ederek ziyaret edip emirlerini dinleyerek itaat ettiği halde, kendilerine insan diyen bir kısım câmid, akılsız mahlûklar onu tanımazsa, iman etmezse, kuru ağaçtan çok ednâ, odun parçası gibi ehemmiyetsiz, kıymetsiz olarak ateşe lâyık olmaz mı?
ONUNCU İŞARET
Şu mucize-i şeceriyeyi daha ziyade takviye eden, mütevatir bir surette nakledilen hanînü'l-ciz' mucizesidir. Evet, Mescid-i Şerif-i Nebevîde, kuru direğin büyük bir cemaat içinde, muvakkaten firak-ı Ahmedîden (a.s.m.) ağlaması, beyan ettiğimiz mucize-i şeceriyenin misallerini hem teyid eder, hem kuvvet verir. Çünkü o da ağaçtır, cinsi birdir. Fakat şunun şahsı mütevatirdir. Öteki kısımlar, herbirinin nev'i mütevatirdir; cüz'iyatları, misalleri, çoğu sarih tevatür derecesine çıkmıyor.
Evet, Mescid-i Şerifte, hurma ağacından olan kuru direk, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hutbe okurken ona dayanıyordu. Sonra minber-i şerif yapıldığı vakit, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm minbere çıkıp hutbeye başladı. Okurken, direk deve gibi enin edip ağladı; bütün cemaat işitti. Tâ Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm yanına geldi, elini üstüne koydu, onunla konuştu, teselli verdi, sonra durdu. Şu mucize-i Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, pek çok tariklerle, tevatür derecesinde nakledilmiştir.
Evet, hanînü'l-ciz' mucizesi çok münteşir ve meşhur ve hakikî mütevatirdir. [2] Sahabelerin bir cemaat-i âlisinden on beş tarikle[3] gelip, Tâbiînin yüzer imamları o mucizeyi, o tariklerle, arkadaki asırlara haber vermişler. Sahabenin o cemaatinden ulema-i Sahabe namdarları ve rivayet-i hadisin reislerinden Hazret-i Enes ibni Mâlik (hâdim-i Nebevî), [4] Hazret-i Câbir bin Abdullahi'l-Ensârî (hâdim-i Nebevî),[5] Hazret-i Abdullah ibni Ömer,[6] Hazret-i Abdullah bin Abbas, [7] Hazret-i Sehl bin Sa'd,[8] Hazret-i Ebu Saidi'l-Hudrî,[9] Hazret-i Übey ibni'l-Kâ'b, [10] Hazret-i Büreyde, [11] Hazret-i Ümmü'l-mü'minîn Ümmü Seleme[12] gibi meşâhir-i ulema-i Sahabe ve rivayet-i hadisin rüesaları gibi, herbiri bir tarikin başında, aynı mucizeyi ümmete haber vermişler. Başta Buharî, Müslim, kütüb-ü sahiha, arkalarındaki asırlara o mütevatir mucize-i kübrâyı tarikleriyle haber vermişler.
İşte, Hazret-i Câbir tarikinde der ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü
Vesselâm hutbe okurken, Mescid-i Şerifte
denilen
kuru direğe dayanıp okurdu. Minber-i şerif yapıldıktan sonra, minbere geçtiği
vakit, direk tahammül edemeyerek, hamile deve gibi ses verip inleyerek ağladı.
Hazret-i Enes, tarikinde der ki: Camus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.
Sehl ibni Sa'd, tarikinde der: Hem onun ağlaması üzerine, halklarda ağlamak
çoğaldı. Hazret-i Übeyy ibni'l-Kâ'b, tarikinde diyor: Hem öyle ağladı ki,
inşikak etti.
[1] Tirmizî, Menâkıb: 6; el-Mubârekforî, Tuhfetü'l-Ahvezî, no. 3707; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 9:10.
[2] el-Kettânî, Nazmü'l-Mütenâsir, 134-135.
[3] İbni Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 125-132.
[4] Enes ibni Mâlik tariki: Buharî, Menâkıb: 25; Tirmizî, Menâkıb: 6, Cum'a: 10; İbni Mâce, İkametü's-Salât: 199; Dârîmî, Mukaddime: 6; Salât: 202; Müsned, 1:249, 267, 363, 3:226.
[5] Câbir bin Abdullah-il-Ensârî tariki: Buharî, Menâkıb: 25; Tirmizî, Menâkıb: 6, Cum'a: 10; Nesâî, Cum'a: 17; İbni Mâce, İkametü's-Salât: 199; Dârîmî, Mukaddime: 6 (Câbir'den üç ayrı tarikle); Salât: 202; Müsned, 3:293, 295, 306, 324.
[6] Abdullah ibni Ömer tariki: Buharî, Menâkıb: 25; Tirmizî, Cum'a: 10 Tirmizî (tahkik: Ahmed Şâkir), no. 505, Menâkıb: 6; Dârîmî, Mukaddime: 6.
[7] Abdullah bin Abbas tariki: Tirmizî, Menâkıb: 6; Cum'a: 10; Dârîmî, Mukaddime: 6; Salât: 202; Müsned, 1:249; Müsned, 1:363.
[8] Sehl bin Sa'd tariki: Tirmizî, Menâkıb: 6; Cum'a: 10; Dârîmî, Mukaddime: 6; Salât: 202; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:62.
[9] Ebû Saîd-il-Hudrî tariki, Dârîmî, Mukaddime: 6.
[10] Ubey ibni'l-Kâ'b tariki: Tirmizî, Cum'a: 10; İbni Mâce, İkametü's-Salât: 199; Dârîmî, Mukaddime: 6; Müsned, 139; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:62; Mubârekforî, Tuhfetü'l-Ahvezî, 3:22.
[11] Büreyde tariki: Dârîmî, Mukaddime: 6.
[12] Ümmü'l-Mü'minîn Ümmü Seleme tariki: Tirmizî, Menâkıb: 6; Cum'a: 10.