önceki sayfasonraki sayfa

Mektubat / On Dokuzuncu Mektup - s.409

 

İkinci bir rivayette, yine Hazret-i Câbir der ki: Bana emretti ki:

Yani, "O ağaçlara de: Resulullahın haceti için birleşiniz." Ben öyle dedim, onlar da birleştiler. Sonra ben beklerken, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm çıkageldi. Başıyla sağa sola işaret etti; o iki ağaç yerlerine gittiler.[1]

DÖRDÜNCÜ MİSAL: Nakl-i sahihle, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın cesur kumandanlarından ve hizmetkârlarından olan Üsâme bin Zeyd der ki:

Bir seferde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile beraberdik. Kaza-yı hacet için, hâli, settareli bir yer bulunmuyordu. Ferman etti ki:

[2]

Dedim: "Evet, var." Emretti ve dedi:

Yani, "Ağaçlara de ki: 'Resulullahın haceti için birleşiniz.' Ve taşlara da de: 'Duvar gibi toplanınız.'" Ben gittim, söyledim. Kasem ediyorum ki, ağaçlar birleştiler ve taşlar duvar oldular. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, hacetinden sonra yine emretti:

[3] Benim nefsim kabza-i kudretinde olan Zât-ı Zülcelâle kasem ederim, ağaçlar ve taşlar ayrılıp yerlerine gittiler.[4]

Şu, Hazret-i Câbir ve Üsâme'nin beyan ettiği iki hadiseyi, aynen Ya'le ibni Murre ve Gaylan ibni Selemeti's-Sakafî ve Hazret-i İbni Mes'ud, gazve-i Huneyn'de aynen haber veriyorlar.[5]

BEŞİNCİ MİSAL: İmam-ı İbni Fevrek ki, kemâl-i içtihad ve fazlından kinaye olarak "Şâfiî-yi Sânî" ünvanını alan allâme-i asır, kat'î haber veriyor ki:

Gazve-i Taif'te, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm gece at üstünde giderken uykusu geliyordu. O halde iken bir sidre ağacına rast geldi. Ağaç ona yol verip atını incitmemek için iki şak oldu; Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hayvan ile içinden geçti. Tâ zamanımıza kadar o ağaç iki ayak üstünde, muhterem bir vaziyette kaldı.[6]

ALTINCI MİSAL: Hazret-i Ya'le, tarikinde nakl-i sahihle haber veriyor ki:

Bir seferde, "talha" veya "semure" denilen bir ağaç geldi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın etrafında tavaf eder gibi döndü, sonra yine yerine gitti. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti ki:

Yani, "O ağaç Cenâb-ı Haktan istedi ki, bana selâm etsin."[7]

YEDİNCİ MİSAL: Muhaddisler, nakl-i sahihle İbni Mes'ud'dan beyan ediyorlar ki:

İbni Mes'ud dedi: Batn-ı Nahl denilen nam mevkide, Nusaybin ecinnîleri ihtidâ için Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma geldikleri vakit, bir ağaç o ecinnîlerin geldiklerini haber verdi.

Hem İmam-ı Mücahid, o hadiste İbni Mes'ud'dan nakleder ki: O cinnîler bir delil istediler. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bir ağaca emretti; yerinden çıkıp geldi, sonra yine yerine gitti.[8]

İşte, cin taifesine birtek mucize kâfi geldi. Acaba bu mucize gibi bin mucizat işiten bir insan imana gelmezse, cinnîlerin

[9]

tabir ettikleri şeytanlardan daha şeytan olmaz mı?

SEKİZİNCİ MİSAL: Sahih-i Tirmizî, nakl-i sahihle Hazret-i İbni Abbas'tan haber veriyorlar ki:

İbni Abbas dedi ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bir a'râbîye ferman etti:

"Ben bu ağacın şu dalını çağırsam, yanıma gelse, iman edecek misin?" "Evet" dedi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm çağırdı. O urcun, ağacının başından kopup, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın yanına atladı, geldi.

 



[1] Dârîmî, Mukaddime: 4; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:299; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:616; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:51.

[2]  "Ağaç veya taş gibi birşeyler görüyor musun?"

[3]  "Onlara söyle, ayrılsınlar."

[4] Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:300; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:617-619; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:51; el-Askalânî, el-Metâlibü'l-Âliye, 4:8-10, no. 3830.

[5] Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:301; el-Hindî, Kenzü'l-Ummâl, 12:403.

[6] Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:301; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:620; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:57.

[7] Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:301; Ali el-Kari, Şerhu'ş-Şifâ, 1:619; Hafâcî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:53; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 9:6-7; Müsned, 4:170, 172; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:617.

[8] Buharî, Menâkıbu'l-Ensâr: 32 (Bâb: Zikru'l-Cin); Müslim, Salât: 150; Ali el-Karî, Şerhu'ş-Şifâ, 1:619.

[9]  "Bizim akılsızlarımız ise Allah hakkında yalan yanlış şeyler söylüyorlar." Cin sûresi, 72:4.