|
Mektubat
/ On Dokuzuncu Mektup - s.395 |
(a.s.m.) harbin tafsilâtını beyan etti. Ya'le kasem etti: "Dediğin gibi, aynen öyle oldu."[1]
Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmiş:
deyip, Hazret-i Hasan'ın altı ay hilâfetiyle, Ciharyâr-ı Güzînin (Hulefâ-i Râşidînin) zaman-ı hilâfetlerini ve onlardan sonra saltanat şekline girmesini, sonra o saltanattan ceberut ve fesad-ı ümmet olacağını haber vermiş. Haber verdiği gibi çıkmış.
Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmiş:
deyip, Hazret-i Osman halife olacağını ve hal'i istenileceğini ve mazlum olarak, Kur'ân okurken katledileceğini haber vermiş. Haber verdiği gibi çıkmış.
Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, hacamat edip, mübarek kanını Abdullah ibni Zübeyr teberrüken şerbet gibi içtiği zaman ferman etmiş:
[4]
deyip, harika bir şecaatle ümmetin başına geçeceğini ve müthiş hücumlara maruz
kalacaklarını ve insanlar onun yüzünden dehşetli hadiselere giriftar
olacaklarını haber vermiş. Haber verdiği gibi çıkmış. Abdullah ibni Zübeyr,
Emevîler zamanında, hilâfeti Mekke'de ilân ederek kahramanâne çok müsademe
etmiş. Nihayet Haccac-ı Zalim büyük bir orduyla üzerine hücum ederek, şiddetli
müsademeden sonra o kahraman-ı âlişan şehid edilmiş.
Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, Emeviye devletinin zuhurunu[5]
ve onların padişahlarının çoğu zalim olacağını ve içlerinde Yezid[6]
ve Velid bulunacağını ve Hazret-i Muaviye ümmetin başına geçeceğini, [7]
fermanıyla rıfk ve adaleti tavsiye etmiş. Ve Emeviyeden sonra
deyip, devlet-i Abbasiyenin zuhurunu ve uzun müddet devam edeceğini haber vermiş. Haber verdiği gibi çıkmış.
Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmiş:
[9]
deyip, Cengiz ve Hülâgû'nun dehşetli fitnelerini ve Arap devlet-i Abbasiyesini
mahvedeceklerini haber vermiş. Haber verdiği gibi çıkmış.
Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, Sa'd ibni Ebî Vakkas gayet ağır hasta iken ona ferman etmiş:
deyip, ileride büyük bir kumandan olacağını, çok fütuhat yapacağını, çok milletler ve kavimler ondan menfaat görüp, yani İslâm olup ve çoklar zarar görecek, yani devletleri onun eliyle harap olacağını haber vermiş. Haber verdiği gibi çıkmış. Hazret-i Sa'd ordu-yu İslâm başına geçti, devlet-i İraniyeyi zirüzeber etti, çok kavimlerin daire-i İslâma ve hidayete girmelerine sebep oldu.
Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, imana gelen Habeş Meliki olan Necâşî hicretin yedinci senesinde vefat ettiği gün Ashabına haber vermiş, hattâ cenaze namazını kılmış. [11] Bir hafta sonra cevap geldi ki, aynı günde vefat etmiş.
Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, Ciharyâr-ı Güzîn ile beraber Uhud veya Hira Dağının başında iken dağ titredi, zelzelelendi. Dağa ferman etti ki:
[1] el-Hafacî, Şerhu'ş-Şifâ, 3:210; İbnü'l-Kayyım el-Cevzî, Zâdü'l-Meâd (tahkik: Arnavûd), 3:385.
[2] "Hilâfet benden sonra otuz sene sürecek, ondan sonra da saltanat şeklini alacaktır." Müsned, 5:220, 221. "Bu iş nübüvvet ve rahmetle başladı, sonra rahmet ve hilâfet halini alacak, sonra saltanat şekline girecek, sonra da ceberût ve fesâd-ı ümmet meydan alacak." Kadî Iyâz, eş-Şifâ, 1:340; Müsned, 4:273.
[3] "Osman Mushaf okurken şehid edilecek." el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:103. "Muhakkak ki Cenab-ı Hak Osman'a halife gömleğini giydirecektir; fakat onlar bu gömleği çıkartmak isteyecekler." bk. el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:100.
[4] "Senin yüzünden insanların, insanlar yüzünden de senin vay haline!" el-Askalânî, el-Metâlibü'l-Âliye, 4:21; el-Heysemî, Mecma'u'z-Zevâid, 2708; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:554.
[5] Kadî Iyâz, eş-Şifâ, 1:338; Ali el-Karî, 1:683; el-Hafâci, Şerhu'ş-Şifâ, 1:179.
[6] el-Askalânî, el-Metâlibü'l-Âliye, no. 4528; el-Albânî, Sahihu'l-Câmi'i's-Sağîr, no. 2579; el-Elbânî, Silsiletü'l-Ehâdîsi's-Sahîha, no. 1749.
[7] "Başa geçtiğin zaman affedici ol ve âdil davran." el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 5:186; İbni Hacer, el-Metâlibü'l-Â'liye (tahkik: Abdurrahman el-A'zamî), no. 4085.
[8] "Abbas'ın oğlu siyah bayraklarla zuhur eder ve uzun müddet saltanat sürerler." Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:338; Müsned, 3:216-218; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:326.
[9] "Yaklaşmakta olan bir şerden vay Arapların haline!" Buharî, Fiten: 4, 28; Müslim, Fiten: 1; Ebû Dâvud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 23; İbni Mâce, Fiten: 9; Müsned, 2:390, 39; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:108, 4:439, 483.
[10] "Ola ki sen daha çok yaşayasın; tâ ki, bir kısım milletler senden faydalanır, bir kısmı da zarar görürler..." Buharî, Cenâiz: 36, Menâkıbü'l-Ensâr: 49, Ferâiz: 6; el-Hafâci, Şerhu'ş-Şifâ, 3:209; A'liyyü'l-Karî, Şerhu'ş-Şifâ, 1:699; Ebû Naîm, Hilyetü'l-Evliyâ, 1:94.
[11] Buharî, Cenâiz: 57, Menâkıbü'l-Ensâr: 38; Müslim, Ferâiz: 14; Ebû Dâvud, Cihad: 133; Büyû': 9; Tirmizî, Cenâiz: 69; Nesâî, Cenâiz: 66, 67; İbni Mâce, Sadakat: 9, 13.