|
Sözler / Yirminci Söz - s.97 |
YİRMİNCİ
SÖZ
İki Makamdır.
Birinci Makam
BİRGÜN şu âyetleri okurken,
İblis'in ilkaatına karşı Kur'ân-ı Hakîmin feyzinden üç nükte ilham edildi.
Vesvesenin sureti şudur:
Dedi ki: "Dersiniz,
'Kur'ân mucizedir; hem nihayetsiz belâgattedir; hem umuma her vakitte
hidayettir.' Halbuki, şöyle bazı hâdisât-ı cüz'iyeyi tarihvâri bir surette
musırrâne tekrar etmekte ne mânâ var? Bir ineği kesmek gibi bir vakıa-i
cüz'iyeyi o kadar mühim tavsifatla böyle zikretmek, hattâ o sûre-i azîmeye de el-Bakara tesmiye etmekte ne münasebet var?
Hem de "Âdem'e secde" olan hadise, sırf bir emr-i gaybîdir. Akıl ona
yol bulamaz; kavî bir imandan sonra teslim ve iz'an edilebilir. Halbuki
Kur'ân umum ehl-i akla ders veriyor. Çok yerlerde [4]
der, akla havale eder. Hem taşların
tesadüfî olan bazı hâlât-ı tabiiyesini ehemmiyetle beyan etmekte ne hidayet
var?"
İlham olunan nüktelerin
sureti şudur:
BİRİNCİ
NÜKTE
Kur'ân-ı Hakîmde çok
hâdisât-ı cüz'iye vardır ki, herbirisinin arkasında bir düstur-u küllî
saklanmış ve bir kanun-u umumînin ucu olarak gösteriliyor. Nasıl ki, [5]
[1] "Meleklere 'Âdem'e secde edin' dediğimizde, İblis hariç hepsi secde etti." Bakara Sûresi, 2:34.
[2] "Allah size bir inek kesmenizi emrediyor." Bakara Sûresi, 2:67.
[3] "Sonra, bütün bunların ardından kalbiniz yine katılaştı. Sanki taş kesildi, hattâ taştan da katılaştı." Bakara Sûresi, 2:74.
[4] "Hiç düşünmüyorlar mı?" Yâsin Sûresi, 36:68.
[5] "Âdem'e bütün isimleri öğretti." Bakara Sûresi, 2:31.