b42.gif (1872 bytes)b38.gif (1898 bytes)

Sözler / On Yedinci Söz - s.84

 

5. Biri bil; marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.

6. Biri söyle; Ona ait olmayan sözler mâlâyâni sayılabilir.

Evet, Câmi, pek doğru söyledin. Hakikî mahbub, hakikî matlub, hakikî maksud, hakikî mâbud yalnız Odur.

Çünkü bu âlem, bütün mevcudatıyla, muhtelif dilleriyle, ayrı ayrı nağamâtıyla, zikr-i İlâhînin halka-i kübrâsında beraber Lâ ilâhe illâ Hû der, vahdâniyete şehadet eder. Lâ ühıbbü'l-âfilîn'in açtığı yaraya merhem sürüyor ve alâkayı kestiği mecazî mahbuplara bedel bir Mahbub-u Lâyezâlîyi gösteriyor.

ba

Bundan yirmi beş sene kadar evvel İstanbul Boğazındaki Yuşa Tepesinde, dünyanın terkine karar verdiğim bir zamanda, bir kısım mühim dostlarım beni dünyaya, eski vaziyetime döndürmek için yanıma geldiler. Dedim: "Yarına kadar beni bırakınız; istihare edeyim." Sabahleyin kalbime bu iki levha hutur etti. Şiire benzer, fakat şiir değiller. O mübarek hatıranın hatırı için ilişmedim. Geldiği gibi muhafaza edildi. Yirmi Üçüncü Sözün âhirine ilhak edilmiştir. Makam münasebetiyle buraya alındı.

Birinci Levha

Ehl-i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır.

Beni dünyaya çağırma,
Ona geldim fenâ gördüm.

Demâ gaflet hicab oldu,
Ve nur-u Hak nihan gördüm.

tün eşya-yı mevcudat
Birer fâni muzır gördüm.

Vücut desen, onu giydim,
Ah, ademdi, çok belâ gördüm.

Hayat desen onu tattım
Azap-ender azap gördüm.

Akıl ayn-ı ikab oldu,
Bekayı bir belâ gördüm.

Ömür ayn-ı heva oldu,
Kemal ayn-ı heba gördüm.

Amel ayn-ı riya oldu,
Emel ayn-ı elem gördüm.

Visal nefs-i zeval oldu,
Devâyı ayn-ı dâ gördüm.

Bu envar zulümat oldu,
Bu ahbabı yetim gördüm.

Bu savtlar nây-ı mevt oldu,
Bu ahyâyı emvat gördüm.

Ulûm evhâma kalb oldu,
Hikemde bin sakam gördüm.

Lezzet ayn-ı elem oldu,
Vücut
ta bin adem gördüm.

Habib desen onu buldum,
Ah, firakta çok elem gördüm.