|
On
Yedinci Söz - s.82 |
Hem Onun mülküdür, hem O
vermiştir. Öyleyse, minnet etmeyerek ve çekinmeyerek fena et, feda et, ta beka bulsun.
Çünkü nefy-i nefy ispattır. Yani, yok yok ise, o vardır. Yok, yok olsa, var
olur.

Hâlık-ı Kerîm, kendi
mülkünü senden satın alıyor; Cennet gibi büyük bir fiyatı verir. Hem o mülkü
senin için güzelce muhafaza ediyor, kıymetini yükselttiriyor. Yine sana hem
bâki, hem mükemmel bir surette verecektir. Öyleyse, ey nefsim, hiç durma.
Birbiri içinde beş kârlı bu ticareti yap. Ta beş hasâretten kurtulup, beş ribhi
birden kazanasın.
ba
İbrahim Aleyhisselâmdan
sudur ile kâinatın zeval ve ölümünü ilân eden nây-ı Lâ ühıbbü'l-âfilîn
beni ağlattırdı.
![]()
Onun için kalb gözü
ağladı ve ağlayıcı katreleri döktü. Kalb gözü ağladığı gibi, döktüğü herbir
damlası da o kadar hazindir; ağlattırıyor, güya kendisi de ağlıyor. O damlalar,
gelecek Farisî fıkralardır.
![]()
İşte o damlalar ise,
Nebiyy-i Peygamber olan bir hakîm-i İlâhînin Kelâmullah içinde bulunan bir
kelâmının bir nevi tefsiridir.
![]()
Güzel değil batmakla
kaybolan bir mahbup. Çünkü zevâle mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için
yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.
![]()
Bir matlup ki gurupta gaybûbet etmeye
mahkûmdur; kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor. Âmâle merci olamıyor.
Arkasında gam ve kederle teessüf etmeye lâyık değildir. Nerede kaldı ki, kalb
ona perestiş etsin ve ona bağlansın, kalsın!
![]()
Bir maksut ki fenâda
mahvoluyor; o maksudu istemem. Çünkü fâniyim. Fâni olanı istemem, neyleyeyim?
![]()
Bir mâbud ki zevalde
defnoluyor; onu çağırmam, ona iltica etmem. Çünkü nihayetsiz muhtacım ve
âcizim. Âciz olan, benim pek büyük dertlerime devâ bulamaz, ebedî yaralarıma
merhem süremez. Zevalden kendini kurtaramayan nasıl mâbud olur?

Evet, zahire müptelâ olan akıl, şu keşmekeş kâinatta perestiş ettiği şeylerin zevâlini görmekle meyusâne feryad eder. Ve bâki bir mahbubu